earthy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
earthy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Nisan 2015 Cumartesi

Toprak Kaplar ile Bahçe Sulama Sistemi

Eski bir tekniğin basit bir adaptasyonuyla bahçelerinizi %100 verimli sulamak mümkün. Suyu ziyan etmeden ve buharlaştırmadan bitkilerinize ulaştırmak kulağa çok hoş geliyor. Toprak kap sulama sistemiyle bitkilerinizi susuz bırakmadan mevcut sulamanıza göre %50-70 arasında tüketimden tasarruf edebiliyorsunuz.














Kökleri 4000 yıl önce Afrika'ya dayanıldığı düşünülen bu sulama metodunu günümüzde de kullanmamak için hiç bir neden yok. Toprak pişirme ile elde edilen her türlü kap kacak ile bu sistemi geliştirebilirsiniz. Sistem mantığı toprak kapların gözenekli doğasına dayanıyor. Su kap dışındaki su yoğunluğunun az olduğu hallerde ozmotik basınç sayesinde gözeneklerden dışarı doğru hareket ediyor.Suya ihtiyacı olan bitkiler de kökleri vasıtasıyla su olan bölgeye yöneliyor. Testi ve çömleğimizin dışının cilalanmamış, perdahsız veya sırsız olması suyun toprağa verimli ulaşabilmesi için önemli bir nokta, bu sayede toprağın gözenekli yapısının doğasını bozmamış oluyoruz.




Kabımızın ağız kısmını biraz toprak dışında tutuyoruz ki su takviyesi yaptığımız sırada kabın içine de toprak düşürmeyelim. ağzını da güzel bir şekilde uygun bir parçayla kapatalım. Sıkı ve kapağın kendiliğinden düşmeyeceği bir çözüm bulursak suyun buharlaşmasını ve kirlenmesini %100 önlemiş oluruz.




 Fidelerimizi veya tohumlarımızı kabınızın 45 cm uzağına dikin. Su yavaşça gözeneklerden toprağa sızacak ve bunu farkeden bitki kökleri de testinin etrafını saracak şekilde büyüyecektir. Bitkiler neredeyse toprağa sızan bütün suyu emecektir. Toprak altında su buharlaşma imkanı da bulamadığından permakültürde esas kabul edilen çifte verim prensibini de sağlamış oluruz.






Kaplarımızı düzenli bir şekilde suyla beslersek sabit bir sulama sistemine kavuşmuş olursunuz. Toprak kaplar bize topraktaki su yoğunluğunu dengede tutabilmemizi sağlayan mükemmel bir sistem sağlıyor.












6 Ekim 2014 Pazartesi

Yağmur Kokusunu Bu Kadar Güzel Yapan Nedir?

Bitki yağlarının karışımı, bakteriyal sporlar ve ozon, taze yağmur kokusundan sorumludur.



 Kurak dönemden sonra yağan ilk yağmurda dışarı çıkıyorsunuz ve burnunuza o işgal edici koku geliyor: tatlı, taze, insanda güçlü çağrışımlar yaratan o taze yağmur kokusu. Bu kokuyu ve kaynağının sorumlusunu merak ediyorsanız gelin daha derinine bakalım.


1964 yılında Avustralya'lı iki bilim adamı( Isabel Joy Bear ve R. G. Thomas) yağmur aroması üzerine ciddi bir bilimsel araştırma başlattı, ve 'Nature' dergisinde 'Toprak Temelli Güçlü Kokular' adında bir makale yayınladılar. Bu makale de antik Yunan temelli 'petrichor' terimini kullandılar. Açılımı petra(kaya) ve ichor(antik mitlerdeki yunan tanrılarının kanı).


 Bu çalışmada ve sonraki araştırmalarda, bu ayırt edici kokunun ana nedenlerinden birinin kurak dönemlerde bazı bitkiler tarafından salgılanan yağların karışımı olduğu belirlendi. Bir yağmur fırtınası, bir kuraklığın ardından geldiğinde yağlardan oluşan bileşiklerin-toprakta ve kuru kayalarda birikiyor- suya karıştığı ve havaya salındığı tespit edildi. İkili, ayrıca bu yağların tohum çimlenmesini de engellediğini tespit etmiştir. Bu araştırma sayesinde bitkilerin bunu kurak zamanlarda kıt su kaynakları için oluşacak rekabeti sınırlamak için geliştirdiği düşünülmektedir.

 Bu diğer bileşiklerle birleşerek havaya yayılan yağlar koku üretmektedir. Genel olarak nemli, ormanlık alanlarda yaygın olarak bulunan bu molekül geosmin'dir. Toprakta yaşayan aktinomisit olarak bilinen bir bakteri geosmin kimyasalını üretiyor. Aktinomisit bu bileşiği spor üretirken salgılıyor ve yağmur suları toprağa nüfuz ettiğinde bu sporlar suyla yeryüzüne ulaşıp havaya karışıyor. Ve nemli havaya karışan bu kimyasal koku duyularımızı harekete geçiriyor.



 'Çok hoş bir koku, misk kokusu gibi',diyor toprak uzmanı Bill Ypsilantis. 'Bahçede toprağınızı eşelerken de alabileceğiniz bir koku',diye ekliyor.

                                   

 Bunun sebebi bakteriler nemli ortamlardan kuvvet bularak ürüyor ve kurak dönemler boyunca türünün devamı için toprak altında spor üretiyorlar, geosmin kokusu bu toprak suya ulaşınca beliriyor. Çalışmalar insan burnunun geosmin molekülünün kokusuna aşırı derecede hassas olduğunu gösteriyor. (Tesadüfi olarak, geosmin pancardaki bariz toprak tadından da sorumludur.)


 Ozon-O3üç oksijen atomunun birbirine bağlanmasıyla oluşan bir moleküldür-ayrıca gök gürültülü fırtınalı, sağanaklı havalardan sonra beliren kokuda da rol oynar. Şimşekteki elekriksel değişimler atmosferdeki oksijen ve nitrojen moleküllerini ayırabilir, ve sıklıkla nikrik oksit (NO) rekombine ederler, bu molekül daha sonra atmosferde ozon üretilmesi için diğer kimyasallarla tepkimeye girer.Bazı zamanlarda havadaki seyreltik ozon kokusunu yağış olmaksızın alabiliriz(klorini anımsatan keskin bir kokusu vardır), yağışlar yeryüzüne inmeden önce yüksek irtifadan düşen bu kokuları fark edebiliriz .





 Fakat spesifik kimyasal gerekçelerden bağımsız, yağmur kokusunu neden bu kadar keyifli bulduğumuzu düşündüren derin sorularda aklımıza gelmiyor değil. Bazı bilim adamları bunun evrimsel bir ürün olduğunu düşünüyor. 


 Avusturalya'daki Queensland Üniversitesi'nden Antropolog Diana Young, Batı Avusturalya'nın Pitjantjatjara halkının kültürü üzerine çalışıyor, ve bu halkın yağmur kokusuyla yeşermeyi ilişkilendirdiğini gözlemlemiş. Sezonun ilk yağmurunun bir büyüme beklentisi yarattığını ve coğrafyanın yeşermesinin hem bitkisel bereket sağlayacağı hem de bu bitkilerle bağlantılı av hayvanlarının bölgeye geleceğine dair halkta kökleşmiş düşüncelerin olduğunu söylüyor. Her iki durumda bu halk için hayati bir durum oluşturuyor, çünkü diyetlerinin temelini oluşturuyor. Diana Young bu durumu 'kültürel sineztezi' olarak adlandırmış ve bunun farklı duyusal deneyimlerin evrimsel tarih boyunca toplum geneli ölçeğinde harmanlanmış olması olduğunu söylüyor.


 Başka kültürlerde de buna benzer olumlu etkileşimlerin var olduğu su götürmez. Kollektif bilinçlilikte Yağmur bağlantılı pozitif durumlar insanlık tarihi boyunca etkili olmuştur. İnsanlık öyle ya da böyle yemek için bitkilere ve hayvanlara gereksinim duyar, ve her ikisi de kurak bir dönemden sonra gelen yağmurun bereketiyle ilgilendirilebilir. Eğer bu hipotez doğruysa, bundan sonraki ilk taze yağmur kokusu burnunuza geldiğinde bu atalarımızdan gelen kültürel künyenin bilinciyle bu güzel kokuyu artık nitelendirebiliriz.