30 Eylül 2014 Salı
Orman Adamı Jadav Payeng
1970'lerde Majuli adalı Jadav Payeng adasını kurtarmak için ağaç dikimine başlamıs. Bugüne kadar tek başına New york'ta bulunan Central Park'tan daha büyük bir alanı ağaçlandırdı. Çorak bir araziyi yemyeşil bir adaya dönüştürü. inanılmaz felsefik ve alçakgönüllü, bu iş için tutkusu hala ilk günkü gibi.
Etiketler:
barren,
Central Park,
coconut tree,
çorak,
erozyon,
filozof,
hindistan,
island,
majuli,
orman adamı
21 Eylül 2014 Pazar
Sonbahar Bitki Dikimi İçin Neden Mükemmel Bir Zamandır?
Sonbaharla geliveren kısalan günler ve serinleyen havalar bahçenize yeni bitkiler dikmek için en iyi şartları sağlıyor.
Yazın güneşi uzaklaşmaya, günler kısalmaya başladığında bizim düşüncelerimiz de yazın çok vakit geçirdiğimiz bahçelerimizden uzaklaşmaya başlar. Fakat Sonbaharın bahçelerinize yeni bitkiler dikmek için en iyi zaman olduğunu biliyor musunuz?
Sonbahar'ın ılık havasında yeni dikilmiş bitkiler ilkbahara kadar kendini toparlamak için muazzam bir zaman bulur.
Bir Peyzaj mimarı olarak bir çok tasarım yaptım. Binlerce bitki diktim ayrıca bir o kadarının da yerleştirilmesine nezaret ettim. Sonbaharın yaklaşmasıyla takvimim bitki dikim günleriyle dolup taşar olur çünkü insanlar bu fırsatı kış gelmeden değerlendirmek istiyorlar. Bu değerli zaman aralığını kaçırmak istemiyorlar.
Sonbaharın bu kadar popüler bir dikim sezonu oluşu size ilginç geliyor olabilir ama bununla ilgili bir çok neden sayabilirim size.
Sonbahar neden en iyi sezon? En iyisi şöyle bir göz atalım:
Sonbahar dikimi bitkilere köklerin büyümesi için zaman verir.
Soğuk iklimlerde, bitkiler erken sonbaharda dikilir. Bu onlara sert soğuk kış günleri gelmeden köklerini büyütme imkanı verir. Daha ılıman bölgelerde sonbaharda dikilen bitkiler yazın sıcak günlerine kadar köklerin büyümesi için daha uzun zamana sahiptir -Sonbahar, kış, ilkbahar- köklerin güçlenmesi için muazzam bir dönemdir.
Neden bitkilerin kök büyümesi için uzun bir zamana ihtiyacı vardır?
İyi bir kök sistemi bitkiler için önemlidir. Çünkü bitki bunu sağlayamazsa toprak üstü büyümesini asla randımanlı gerçekleştiremez. Yeni dikilen bitkilerin toprak üstünde pek büyüme yaptığını göremezsiniz. Çünkü bitki öncelikli olarak enerjisini köklerini toparlamak ve büyütmek için kullanır. Yeteri kadar köklenme yapmadan toprak üstü büyümesine yönelmezler.
Daha çok kök=daha çok gövde büyümesi. Sıcaklık aşırılıklarına daha iyi dayanım ve daha iyi su emilimi yapabilmesi demektir.
Sonbaharda ekim bitkilerin 'nakil stresi' etkilerini azaltır.
Bahçeciliğin temel bilgilerinden biri; fidanlıktan aldığın bitkiyi, yeni yerinde saksısından çıkartıp dikim çukuruna diktiğin vakit bitki dikim stresine girecektir. Nakil stresinin çoğunu bitkinin bir ortamdan başka bir ortama taşınması neden olur.
Sonbaharda ılık bir havada aşırı sıcak ve soğuk etkisi yokken yapılan bir dikim sıcaklık kaynaklı oluşabilecek nakil stresinin daha şiddetli olabileceği bir durumu ortadan kaldırır.
Sonbaharda dikilen bitkiler, bitkilerin yerini benimsemesine ve ilkbahara kendilerini hazırlamasına vesile olur.
Bitkilerin birçok aktivitesi yeraltında gerçekleşir. Sonbaharda yapılan dikim sayesinde baharda bitkiler kök büyümesini gerçekleştirmiş olacak bu sayede bu bitkiler daha hızlı gelişecek ve baharda daha bol tomurcuk verecektir.
*Yüksek bölgelerde ve kışın uzun geçtiği coğrafyalarda bu dikimleri geç yaz veya en geç eylül sonunda yapmış olmakta fayda vardır.
15 Eylül 2014 Pazartesi
Yalınayak Ekonomist
Sonbaharla geliveren kısalan günler ve serinleyen havalar bahçenize yeni bitkiler dikmek için en iyi şartları sağlıyor.
Yazın güneşi uzaklaşmaya, günler kısalmaya başladığında bizim düşüncelerimiz de yazın çok vakit geçirdiğimiz bahçelerimizden uzaklaşmaya başlar. Fakat Sonbaharın bahçelerinize yeni bitkiler dikmek için en iyi zaman olduğunu biliyor musunuz?
Sonbahar'ın ılık havasında yeni dikilmiş bitkiler ilkbahara kadar kendini toparlamak için muazzam bir zaman bulur.
Bir Peyzaj mimarı olarak bir çok tasarım yaptım. Binlerce bitki diktim ayrıca bir o kadarının da yerleştirilmesine nezaret ettim. Sonbaharın yaklaşmasıyla takvimim bitki dikim günleriyle dolup taşar olur çünkü insanlar bu fırsatı kış gelmeden değerlendirmek istiyorlar. Bu değerli zaman aralığını kaçırmak istemiyorlar.
Sonbaharın bu kadar popüler bir dikim sezonu oluşu size ilginç geliyor olabilir ama bununla ilgili bir çok neden sayabilirim size.
Sonbahar neden en iyi sezon? En iyisi şöyle bir göz atalım:
Sonbahar dikimi bitkilere köklerin büyümesi için zaman verir.
Soğuk iklimlerde, bitkiler erken sonbaharda dikilir. Bu onlara sert soğuk kış günleri gelmeden köklerini büyütme imkanı verir. Daha ılıman bölgelerde sonbaharda dikilen bitkiler yazın sıcak günlerine kadar köklerin büyümesi için daha uzun zamana sahiptir -Sonbahar, kış, ilkbahar- köklerin güçlenmesi için muazzam bir dönemdir.
Neden bitkilerin kök büyümesi için uzun bir zamana ihtiyacı vardır?
İyi bir kök sistemi bitkiler için önemlidir. Çünkü bitki bunu sağlayamazsa toprak üstü büyümesini asla randımanlı gerçekleştiremez. Yeni dikilen bitkilerin toprak üstünde pek büyüme yaptığını göremezsiniz. Çünkü bitki öncelikli olarak enerjisini köklerini toparlamak ve büyütmek için kullanır. Yeteri kadar köklenme yapmadan toprak üstü büyümesine yönelmezler.
Daha çok kök=daha çok gövde büyümesi. Sıcaklık aşırılıklarına daha iyi dayanım ve daha iyi su emilimi yapabilmesi demektir.
Sonbaharda ekim bitkilerin 'nakil stresi' etkilerini azaltır.
Bahçeciliğin temel bilgilerinden biri; fidanlıktan aldığın bitkiyi, yeni yerinde saksısından çıkartıp dikim çukuruna diktiğin vakit bitki dikim stresine girecektir. Nakil stresinin çoğunu bitkinin bir ortamdan başka bir ortama taşınması neden olur.
Sonbaharda ılık bir havada aşırı sıcak ve soğuk etkisi yokken yapılan bir dikim sıcaklık kaynaklı oluşabilecek nakil stresinin daha şiddetli olabileceği bir durumu ortadan kaldırır.
Sonbaharda dikilen bitkiler, bitkilerin yerini benimsemesine ve ilkbahara kendilerini hazırlamasına vesile olur.
Bitkilerin birçok aktivitesi yeraltında gerçekleşir. Sonbaharda yapılan dikim sayesinde baharda bitkiler kök büyümesini gerçekleştirmiş olacak bu sayede bu bitkiler daha hızlı gelişecek ve baharda daha bol tomurcuk verecektir.
*Yüksek bölgelerde ve kışın uzun geçtiği coğrafyalarda bu dikimleri geç yaz veya en geç eylül sonunda yapmış olmakta fayda vardır.
12 Eylül 2014 Cuma
Kompost Yığınınıza Sokmamanız Gereken 12 Artık
Kompost,
Permakültür bahçeciliğiyle uğraşanların en esaslı olarak kullandığı araçtır.
Evden ve bahçeden alınan atıklarda bulunan, toprak için son derece zengin
besleyici materyalleri tekrar toprağa kazandırır. Esas olarak kompost; Organik
maddelerin enzimler ve mikroorganizmalar aracılığıyla yıkımı olayıdır. Çürüme
sonucu ortaya çıkan bu ürünleri toprağa katarak kompost ürününü bitkiler ve
toprak organizmaları için kullanılabilir hale getirmiş oluruz. Kompost yığınına
katabileceğiniz birçok farklı şey vardır. Sebze ve meyve artıkları, budama
artıkları,Yaprak, ağaç döküntüleri, kesilmiş çim parçaları ve hatta ölü
hayvanları da bu kategoriye koyabiliriz.
Kahve ve Çay Poşetleri
Dövülmüş kahve ve çay demi aslında permakültürde önemli bir yere sahiptir.
Kompost yığınları için oldukça faydalı katkılardır. Bol miktarda fosfor ve
potasyum içerirler - bitkilerdeki iki esas element olan- ayrıca solucan gübresi
üretimi içinde çok faydalı bir katkıdır. Fakat dikkat edilmesi gereken husus bu
artıkların 'poşetsiz' olarak yığınlara katılmasıdır. Bu poşetlerin
içeriklerinde toprağınıza bulaştırmak istemediğiniz kimyasallar bulunuyor
olabilir.
Limon Kabuğu ve Soğanlar
Sebze ve
meyve artıkları kompost yığınındaki esas girdilerimizden olmasına rağmen iki
tane istisnadan bahsetmekte fayda var: Limon kabuğu ve soğanlar. Bu girdiler
kompost içerisindeki asiditeyi artırarak solucanların ve diğer organizmaların
ölmesine sebebiyet verebilir, çürümenin randımanını düşürebilir.
Köpek ve Kedi Dışkısı
Bir çok tür dışkının kompost yığınlarına muazzam katkısı olduğu biliniyor. At,
inek ve tavuk atıkları örneğin toprak için faydalı besin kaynağı ve organik
maddedir. Fakat kedi ve köpek atıkları tavsiye edilmez, çünkü atıklarında
bulunan parazitleri yiyeceğiniz bitkilere bulaştırmak istemezsiniz. Aynı durum insan atıkları içinde geçerlidir.
Eğer bu atık ürünleri kullanmak isterseniz bunları organik yığınınızdan ayırıp
sadece yenmeyecek mahsülleri üretmek için kullanabilirsiniz.
Et ve Balık
Et ve
balık ürünlerini kompost yığınınıza koymamanızı tavsiye ederim. Bunun sebebi
içeriklerinde bulunan zararlı elementler veya mikroorganizma aktivitesini
azaltan etkiler değil fakat varlıkları civarda bulunan haşareleri 'mıknatıs' gibi kompost yığınına çekecektir.
Ve bu haşereler Kompostta bulunan değerli artıklarımızı yağmalarlar. Sıçanlar, fare ve tilkiler de bir lokma
yiyecek için yığınımıza geleceklerdir. Ayrıca aynı amaçla gelecek evcil kedi ve
köpekleri de hesaba katalım.
Kuşe Kağıt Dergiler
Bütün kağıt ürünlerini kompost yığınlarına katmak kulağa hoş gelen bir teklif
olabilir. Zaten hepsi ağaçlardan geliyor, öyle değiller mi? Ayrıca gazete
kağıdı kompost ve malç yaparken de çok kullanılan bir malzeme. Fakat inorganik
içeriklerle işlenmiş kağıtlar kompost yığınları için uygun değildir. Kuşe
kağıda dergiler örneğin zararlı mürekkepleri sayfalarında bulundururlar.
Plastikler
Çoğu tür
plastik ürünler biyolojik olarak çürümezler. Sadece bu sebepten dolayı kompost
yığınlarından uzak tutmak değil tüm hayatımızda kullanımını minimize etmemiz
gereken bir malzemedir petrol türevi ürünler. Plastik atıklar gezegenimizde
devasal alanlar kaplayan çöplüklerin ana sebebidir. Ayrıca Okyanustaki canlı
yaşamı içinde çok ciddi bir yaşam tehdididir. Denizlerde sürüklenen plastik
atıklar güneş ışığı altında parçalanmakta ve küçük toksik parçacıklar
balıkların ve kabuklu hayvanların midelerine girmektedir, ve potansiyel olarak
buradan insan besin zincirine katılırlar.
Meyve Etiketleri
Meyvelerin üzerinde bulunan yapışkan etiketler kompost yığınlarına en çok giren
plastik içerikli materyallerdir. Bu etiketleri meyvelerinizi mutfağınıza
getirdikten sonra direk ayırmakta fayda vardır. Böylelikle bunun gözünüzden
kaçmasını engellemiş olursunuz.
Kömür Külü
Kömür
ateşinden arta kalan küller kompost yığınından uzak tutulmalıdır. Bu atıklar
aşırı derecede sülfüriktir. Bütün canlı formları gibi bitkilerde sağlıklı
hücreler ve protein yapımı için biraz sülfüre ihtiyaç duyar. Lakin topraktaki
aşırı miktardaki sülfür toprakta tuz oluşumlarına sebep olur, bu da bitkileri
öldürebilir.
İşlenmiş Odunların Talaşı
İşlenmemiş,
doğal ahşaplar kompostta faydalı bir katkı olabilir( eğer topraktaki potasyum
seviyesini yükseltmek istiyorsanız bilhassa verimlidir), eğer ahşap
vernikli,işlenmiş veya boyalıysa bu talaşları kompost yığınına eklemekten
kaçınmanız gerekir. Bu inorganik bileşikler kompost sürecinde
parçalanamayacaktır ve mikroorganizma faaliyetlerini olumsuz etkileyecektir. Ve
kompost içerisinde değişmeden kalacak bu inorganik malzemeler kompostunuzun
oluşum süresini geciktirecektir.
Suni Gübre
Bütün
iyi permakültürcülerin bildiği gibi toprağı en iyi besleyen şey doğayla uyum
içerisinde çözünen organik gübrelerdir. Yapay gübreler ise içerisindeki bir çok
inorganik elementi ekosisteme sokarlar. Doğal gübrelerle besleyebilme imkanı
varken besin miktarını artırma cazibesine kapılıp komposta yapay gübre
katmaktan kaçınılmalıdır. Doğal yollarla sağlanmamış bir besin maddesi tanımı
görürsek eğer bunun anlamı ekosistemin doğal süreçleriyle uyumlanmamış bir
süreçten bahsedildiğidir. Suni gübrelerdeki ağır metaller gibi bileşikler
kaçınılmaz olarak toprak altı su tabakasına eriyerek inecektir. Bu esnada diğer
bileşiklerde toprağın kimyasal dengesini bozabilir, tuzluluğu, buharlaşmayı ve
toprak yapısında bozunmayı artırabilir. Doğanın dengesini bozmamak için doğal
besleyicilerle kompost yığınını beslemek konusunda dirayet göstermeniz gerekir.
Teneke Kutular ve Metal Objeler
Bu
objeler en basitinden bozulmak için çok uzun yıllara ihtiyaç duyarlar ve kompostunuzu
yıllarca beklemek istememekte en doğal hakkınızdır.
Büyük Dallar
Bahçe
atıkları en birincil kompost materyallerinden biridir. Fakat bu atıkların ufak
parçalar halinde olup olmadığına dikkat etmek gerekir. Büyük parçaların çürümesi
çok yavaş olur. Belki biraz daha zaman ve efor harcayarak bu büyük dalları
kompostunuza katmak için ufalayabilirsiniz. Bunun karşılığında zengin, değerli
bir kompost ürününü kısa zamanda elde edersiniz.
22 Mayıs 2014 Perşembe
Bahçenize Asla Dikmemeniz Gereken Sık Kullanılan 9 Ağaç
1 - Acer saccharinum (Gümüşi akcaağaç)
Büyük, hızlı büyüyen, hafif gölgeli bir ağaçtır. Geniş bir yayılım alanına sahip bu ağaç maalesef hızlı büyümesinden dolayı zayıf bir yapıya sahiptir. Kırılgan dalları şiddetli fırtınalar esnasında kırılabilir. Yüzeysel kök sistemi kanalizasyon borularını ve drenaj hatlarını ele geçirir ve araç-yaya yollarını kırmak gibi kötü bir şöhreti vardır.
2 - Fraxinus (Dişbudak ağacı)

Birçok varyetesi bulunan dayanıklı ve güçlü bir ağaçtır. Sağlam odunundan ötürü bir çok dayanıklı ahşap malzeme üretiminde tercih edilen bir ağaçtır. Fakat bu saygıdeğer ağaç 'Agrilus planipennis' türü böcekleri kendine çektiği için uzun vadede bahçeniz için tehlikeli bir tür olabilir.
3 - Populus tremula (Titrek Kavak)

Kavaklar kuzey yarımkürede ve yüksek kesimler orjinli ağaçlardır. Beyaz gövdeleri ve kibarca titreşen yaprakları cezbedicidir. Fakat kök sistemleri sinsice ilerler. Birçok kişi kavak diktikten sonra bu durumu farkedip amansızca bu ağaçlardan kurtulmaya çalışırlar. Fakat bu ağaç bir kere dikildimi savaş başlamıştır. Şuan dünyada yaşayan en büyük organizma 'Pando' olarak adlandırılan Colorado'daki bu türe ait kavak topluluğudur. Tek bir Kavak ağacının kök sisteminden oluşmuş bir organizmadır. 6,600 ton biyolojik kütlesi vardır ve tahmin edilen yaşı 80.000'dir. Eğer bahçenizde bu türden bir ağaç diktiyseniz sökmeniz için geç sayılmaz.
4 - Populus hybrids (Hibrid Kavaklar)
Hibrid Kavaklar, 2 veya daha çok kavağın birbiriyle çarpazlanması sonucu oluşmuştur. Hızlı büyüyen yapısıyla bahcenizde gözüken güzel bir ağac olabilir. Lakin Hibrid Kavaklar hastalıklara açıktır. Bahçenize davetsiz konukları getirebilir. Bu şüpheli durumu dikkate almanız gerekir. 15 yıldan fazla sağlıklı yaşamlarını sürdüremez çoğu. Resimde gördüğünüz kavakta ağacın hastalıktan muzdarip halini temsil etmektedir.
5 - Salix (Söğüt)

Baş aşağı sarkana ince, uzun yaprakları ve dallarıyla Rapunzel'in saçlarını andıran bir ağaçtır söğüt. En kolay tanınan ağaçlardan biridir. Fakat söğüt ağacı asabi, suyu arayan kök sistemine sahiptir. Bu yüzden drenaj borularına, kanalizasyon sistemi ve sulama borularını işgal eder. Odunu zayıftır ve gövdesi, dalları kırılmaya çok açıktır. Ayrıca kısa ömürlü ağaçlardandır, ortalama 30 sene yaşarlar.
6 - Eucalyptus (Ökaliptus ağacı)
Avusturalya orjinli bu ağaç, hızlı büyümesiyle meşhurdur. Bazı türleri yılda 3 metreye kadar uzayabilir. Bu cezbedici kısımlarına rağmen, Okaliptusların aniden kırılan büyük, ağır ve reçine dolu dalları vardır, ayrıca yüzeysel kök yapar ve istilacı bir türdür. bu gibi kötü şöhret kazandıran özelliklerinden dolayı tercih edilmemeli. Avusturalya da bazı bölgelerde kampçılara bu ağaçların altına çadır kurmamaları konusunda uyarılar vardır. Ayrıca gösterişli gövde kabuğu yıldan yıla dökülmektedir ve bahçe bakımınıza eklemeniz gerekecek bir efor oluşturur.
7 - Morus ( Dut ağacı)
Geniş, Yüzeysel Yapar Kok. Polenleri rahatsiz edicidir ve yapiskan, böcekleri çeken özellikte meyvalari vardir. Altinda yarattigi Yoğun gölge alanlar çimlerin gelişmesini engeller. Eğer bir ipek böceği iseniz, bu ağacı sevmek için çok sebebiniz olabilir. İpek böceklerinin ana besin kaynağı bu ağaçlardır. Eğer bir ipek üreticisi iseniz bu bitki tam size göre, eğer değilseniz bahçeniz için diğer ağaçlara bakmakta fayda var.
8 - Juglans nigra (Adi Ceviz ağacı)
9 - Cupressocyparis leylandii (Leylandi Servisi)
Bu hızlı büyüyen herdem yeşil ağacımız kısa sürede yarattığı yaşayan mahrem alan özelliğiyle sevilir. Fakat sağlıklı tutabilmek için sürekli bakım ve budama ihtiyacı ister. Ve hızlı büyümesinden kaynaklı sığ kök oluşturma eğilimi gösterir, bu da fırtınalı havalarda bu ağaçların devrilmesiyle sonuçlanabilir. Ağacın merkezinde biriken kurumuş yaprakları ve dal parçaları tutuşmaya müsait bir ortam yaratır.
Orj. Metin
Etiketler:
bitki dikimi,
ceviz ağacı,
hususlar,
kavak,
kötü ağaçlar,
peyzaj mimarlığı,
söğüt
6 Mart 2014 Perşembe
Baharda Toprak Testi
Bahçenizde toprağın uygun pH ve azot, fosfor ve potasyum miktarında olduğundan emin olduğunuzda kaliteli ve çok mahsül almanız garantidir.
Organik bahçecilikte başarı şartlarından biri de sağlıklı toprağa sahip olmaktır. Toprağınıza yoğun miktarda organik madde eklemek onu yaşam açısından diri tutar.Fakat aynı zamanda besinlerin dengeli ve iyi bir drenaja sahip olmanız gerekir. Toprağın asit-baz dengesi(pH) nasıl olmalıdır? Zararlılara, hastalıklara ve dış şartlara dayanıklı olması için ne gibi besinler gereklidir?
Bahçe toprağını test etmek, özellikle yeni yapılan bahçelerde bu çabalar bitkilerinizin en iyi performansıyla gelişmelerini sağlar. Bunun için en iyi zaman erken bahardır.
Bahçenizdeki pH'ı ölçmek için dijital pH ölçerler bulunmaktadır. Ama eskiden beri kullanılan renk skalalı klasik indikatörlerde işinizi görür.
![]() |
| Digital Phmetre 10 $ civarı |
Toprağınızın pH'ını ince ayrıntılarına veya bitkiye olan faydasını bilmenize de gerek yoktur.pH, nötrü 7 olan 1den 14e kadar ölçeği bulunan bir ölçme tanımıdır. Birçok sebze pH 6,5-7 aralığında iyi gelişim gösterir. Mısır, havuç, salatalık ve domates pH'ın 5,5 a kadar düşmesini tolare edebilir. Patatesler asidik toprağı tercih eder ve pH 5-6 aralığında iyi gelişim gösterir. Toprakta pH'ın asli görevi bitkilerin besin alımını sağlayabileceği aralıkta bulunmasıdır. Uygun pH koşulları oluşmadığı zaman bitkilerin uygun besin emilimi de mümkün olamıyor.
Genel olarak sebzeler için 6,5-7 pH iyidir. Bu aralığı yakaladıysanız gönül rahatlığıyla sebze bahçenizi izleyebilirsiniz.(Patlıcan, Limon ve Patates hariç)
Toprağın pH'ını yeniden düzenlemek zaman alır. Geleneksel olarak kireç, toprağı daha az asidik; Kükürtse daha az alkali hale getirmek için kullanılır.
Azot, fosfor ve potasyum: Bu üç element bitki beslenmesinde çok önemlidir. Bunların dışında genel olarak toprağın bütün kontrollerinin yapılması gerekir. Bu iş için uygun kitler bulunmaktadır.
Toprağın besin düzenlemesi esaslı bir konudur. Toprağınızın ölçümlerini civar üniversitelerin ilgili bölümlerinde yaptırabilirsiniz.
Toprağın pH'ını yeniden düzenlemek zaman alır. Geleneksel olarak kireç, toprağı daha az asidik; Kükürtse daha az alkali hale getirmek için kullanılır.
Azot, fosfor ve potasyum: Bu üç element bitki beslenmesinde çok önemlidir. Bunların dışında genel olarak toprağın bütün kontrollerinin yapılması gerekir. Bu iş için uygun kitler bulunmaktadır.
![]() |
| 13,5 $ |
5 Mart 2014 Çarşamba
Yaprak Strüktürünü Taklit Eden Eureka* Pavilyonu
Chelsea Çiçek fuarında sergilenen biyomimetik tasarımı baz almış bir pavilyonun önündeyiz şimdi. Anca tamamlanmış pavilyon çiçeklerin ortasında bir mükafat gibi karşımıza çıktı. Yaprağın karmaşık strüktür yapısından işaretler tasıyan otağı.. Peyzaj Mimarı Marcus Barnett'in eserinde yapının dokusal kompozisyonunu oluştururken ladin ahşabı kullanmış ve ahşapla çevrelenmiş bu hücrelerin içersine de plastik iç hücreler eklemlemiş. Fuarı ziyaret edenleri çiçeklenmiş bitkilerin ortasında bitkilerin doku kompozisyonuyla karşılamasını hayal etmiş.
Çok küçük ölçekte bir yapının büyütülmüş mimari sunumu bize bitki hücre yapısı hakkında bilgiler verebilir.
NEX Mimarlık ile birlikte çalışan Barnett projeyi derin bir bilimsel yaklaşımla ele aldı. Bitkilerin büyümesini bilgisayar algoritmaları kullanılarak taklit etti ve modüler hücrelere göre bir yapı ile geldi.
Ahşap ladin panellerden yapılmış ana dallar binanın ana destek sistemi oluşturmak için birbirine bağlanmış.
Daha küçük bitki hücreleri ya da kasetleri, bir yaprağın Epidermal hücre yapısı taklit edilerek alana eklenmiş.
Plastik şeritler, iç hücreleri soyutlayarak, yuvarlak formlarla hücreleri kaplıyor. Plastik, gün ışığının pavilyonun içine yayılmasına yardımcı oluyor ve mekana samimi bir hava katıyor.
Çatı cam kaplı ve yağmur suyu pavilyonun damarları vasıtasıyla doğrudan toprağa dağıtılıyor.Kurulum, Sergiden sonra nihai adresi olan Kew Kraliyet Botanik Bahçelerine taşınacak.
Orjinal alandaki yerleşimini gösteren bir perspektif sunum.
Konsept çalışmaların ürünü kendini göstermeye başlıyor.
*EUREKA pazar odaklı, kısa sürede ticarileşebilecek ürün ve süreçlerin geliştirilmesine yönelik projelerin desteklendiği uluslararası işbirliği platformudur. 1985 yılında Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 18 ülke ve Avrupa Birliği’nin katılımıyla kurulan EUREKA o tarihten bu yana 4000’den fazla Ar-Ge projesinin desteklenmesini ve 29 Milyar Avro’nun üzerinde Ar-Ge hacmi yaratılmasını sağlamıştır.
orj. metin
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
























